Bir Karadeniz Hikayesi : Ayder Yaylası - Çat Yaylası (Köyü) - Zil Kale - Handüzü Yaylası - Cimil Yaylası

Bu yazıyı haftalar öncesinde yazdım. Bu güzel yerleri yeni görmenin verdiği heyecan ve umutla yazdım. Evet "umut", çünkü bu güzellikleri görüp her şeyin düzeleceğine inanmamak mümkün değil. Her köşesi ayrı güzel ülkemin sadece bu güzellikleri ile anılacağı, huzurun ve refahın yükseleceği günleri olsun. Lütfen olsun !

Rize sonunda kavuştuk sana yine! Ayrı seviyorum Rize'yi. Garip bir sahiplenme ile seviyorum üstelik. Şehirleşmesi berbat diye baya üzülüyorum mesela. Yeşili bir başka havası bir başka diyorum. Adanam nasıl başkaysa Rize de bir başka ama değil mi diyorum. Hiç bir etki altında kalmadan kabul etmişim :) Mustafa'nın yarı memleketi. Burada doğmuş büyümüş. Sanki Rize'ye bir minnet borcum varmış gibi hissediyorum.





Geldik hiç araya zaman girmemiş gibi sohbetler, sanki hiç soğumamış yemekler ve yeni demlenmiş çaylar. Abime durup durup "yarın harika yerler göreceğiz" diyorum. Beklentilerimiz ve gözlerimiz tavanda uykuya geçiyoruz.

Sabah erkenden meşhur "Ayder Yaylası" için yola çıkıyoruz. Bir önceki Rize ziyaretimizde Ayder'i es geçip Zil Kale'ye gitmiştik. Yanımızda abim olunca turistik noktalara uğrayama itiraz etmeyen bir Mustafa var yanımızda tabi.

Treking meraklıları için Karadeniz tam bir cennet. Her yaylaya gidişimizde araba yoluna paralel biraz ormanın içinde kalan patika yollar gördük. Eğer treking ve kamp meraklısı iseniz buralar sizler için biçilmiş kaftan.

Fırtına Deresi




Tabi Fırtına deresinde yapılan raftingi de unutmamak lazım. Biz sadece bakmakla yetiniyoruz bu sefer de (ne zaman cesaretimi toplayıp yapacağım bilemiyorum)






Ayder aslında yayla olarak değil de yaz ve kış aylarında köy-yayla göçleri sırasında bir dinlenme noktası olarak kullanılıyormuş. Bu şekilde kullanılmasının sebebi konumundan daha çok kaplıcalara sahip olmasıymış. Hala aktif olarak hizmet veren şifalı olduğu söylenen kaplıcaları mevcut.





Ayder'in doğası kesinlikle Uzungöl'den daha iyi korunmuş. Evler hala derme çatma o "köy" konsepti yer yer devam ediyor. Havası ile başınızı döndürüyor yeşili ile meditasyon yaptırıyor.






Gelin Tülü Şelalesi

Yöresel tatlardan höşmerim ve laz böreğini özellikle Çamlıhemşin taraflarında yemenizi tavsiye ederim, Rize merkezde bulamayabilirsiniz. Hatta Ayder de dahi yöresel tatların satıldığı yerlerde de deneyebilirsiniz. Turistik olmasına rağmen uygun fiyatlı ve lezzetliydi.

Bir sonraki durağımız aklımda manzarası harika ama restorasyonu kötü olarak kalmış Zilkale oldu.  2 yılda biraz dış cephesi eskidiği için daha inandırıcı bir hal almıştı kale, seneye gittiğinizde "e bu kalede abes bir şey yok ki" diye kulaklarımı çınlatmayın :)









Yolda giderken bu güzel köprüleri görüp durmamak imkansız. Eğer kendi arabanızla gidiyorsanız, dura dura gitmeli her yere. O havayı içinize çekmeli ve manzarayı hafızanıza kazımalısınız.

Zil Kale daha inandırıcı renkleri ve nefes kesici manzarası ile karşımızda! 










Zil Kale'den sonra iyi ki henüz meşhur olmamış diyeceğimiz Çat Yaylası'na geçtik.


















Bize eşlik eden arkadaşların anlatımına göre; iki dere ortada birbirine çatıp birleşip devam ettiği için ismi Çat olmuş bu köyün. Çat yaylasına gitmişken mangalda ekmek arası sucuk yapan kalabalığın arasına karışmayı unutmayın! 

Rize'de konakladığımız için aradaki günlerde başka şehirlere gitsek de, her gün Rize'den de bir yerleri görme şansımız oldu.

Bir gün hava kararmadan görmeden gitmeyelim diye Güneysu ayrımından dönüp, Güneysu köylerindeki halkın yazın çıktığı Handüzü Yaylası'na gittik. Dağın tepesinde deniz, bulutlar ve yeşili birarada görmek muhteşemdi.





Açılışı ile pek ses getiren meşhur Kıbledağ Cami de bu civarlarda görmek isterseniz.

Daha gidemediğimiz adı duyulmuş veya duyulmamış onlarca güzel yayla var biliyoruz. Ama bizim istikametimiz son gün Cimil yaylası oluyor. Bayram sebebi ile tüm aile orada olacağız. Mottomuz aynı, yolda dura dura gidiyoruz.











Biz gelmeden kırmızı benekli alabalıklar tutulmuştu. Tereyağında nasıl güzel pişecek diye birbirimize anlatırken acıkmıştık bile. Yemeği daha fazla düşünmemek için etrafı keşife çıkalm dedik.










1 haftalık buzağı beslemek gibi bir tecrübe ediniyor insan burada. Her şeyin miniği ayrı bir sempatik değil mi?







İyiden iyiye acıkmışken bu mükellef sofra ile karşılandık. Tereyağında kırmızı benekli alabalıklar, muhlamamız ve baklavamız sofrada bizi bekliyordu. Açlıktan hızımızı alamamış olabiliriz.






Yemeğin üzerine sobanın yanına kıvrılıp uyuklamak kaçınılmaz oldu. Yayla havası garip bir enerji ve de garip bir miskinlik veriyor insana.



Balık tutmaya gitmezse Mustafa tatilini tamamlamamış hissettiği için, onun keyfini de hoş tutalım diyoruz.









Tutabildi mi hatırlamıyorum. O ayrı bir yazı konusu :)






Bütün kaygıları bir kenara bıraktığın, nasıl göründüğünü dert etmediğin, saate bakmadığın, telefonunun çekmediği bu güzel yaylalara gidin. İnsanların küçük şeylerden mutlu olabildiklerini görün. Koşuşturmamız yüzünden değerini bilemediğimiz anların tadını çıkarın. Tatilden öte meditasyon olsun buralar size. 



Fotoğraflar : Ayman Şanlıtürk 


  **Tüm Karadeniz yazıları için Karadeniz

   *Tüm Rize yazıları için Rize




Yorumlar

  1. özledim ya eşim rizeli yeni geldim oralardan ama gene gidesim var iç gelesim yoktu bu sene istanbula ,orda yediğin yemek içtiğin su bambaşka oluyor ,benim hastalığıma da iyi geliyor sanki özellikle yaylaların havası ,bu arada fotoğraflar bir harika

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet havası suyu başka oraların. Şehir hayatını özlemiyorsun bile. Umarım siz de daha sık gidebilirsiniz, hem moral hem sağlık için. Teşekkür ediyorum yorumunuz için :)

      Sil
  2. Yıllardır gitmek isterim.. Hatta bu sene Kurban Bayramı'nda gitsek dedim, sonra hem o tarihlerde gidilmez dendim, hem de kalacak yerler doluymuş. Yine kaldı, ama seneye havalar ısınacağı zamana sana detaylı sorularımla gelebilirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mayıs ayında çay toplamaya başlıyorlarmış, şimdi sordum Mustafa'ya. O zamanlar keyifli olabilir diye düşünüyorum. Ben hiç denk gelemedim gittiğim zamanlar, içimde kalan bir aktivitedir :) Kalacak yerler kısıtlı olunca demek dolmuş tüh :/ Gerçi ben bayramda bir yerlere gitmeye tövbe etmek üzereyim Özge ya. Her seferinde bir koşuşturma bir hengame. Yollar berbat. Evin tadını çıkarma tatili olsun bayramlar :) Siz zamanı netleştirin seve seve anlatırım :)

      Sil

Yorum Gönder

Piece Of Instagram

Piece Of Cake Facebook