Ulus - Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi - Divan


Zor bir haftasonu olmak üzereydi. Son anda sürpriz bir kararla Ankara'ya ziyaretimize gelen dostlarla kapalı,yağmurlu, depresif hava birden keyifli kahkahalarla şenlendi. Farkında olmadan terapi yaptık -ama daha çok onlar bana :) Bir arada olmak bize yetse de biraz değişiklik olsun diye "çılgınca" bir seçim yaptım ve Hamamönü ile başlayan Kaleiçi ile devam eden ve finali Çengelhan ile yaptığımız ufak bir Ulus turu planladım.


Ankara'nın Ulus semti için "seviyorum ben aslında" dediğimde çoğu kişi şaşırıyor. Zira imajı hala kötü. Nasıl kötü olmasın ki? Tarihi bir semt olan Ulus, Ankara stili pavyonlarla dolup taşınca, tarihi binaları bakımsız bırakılınca, üzerine kale çevresi ve içerisinde gecekondularla dolunca yüzü oldukça değişmiş.


Ulus'a ilk defa elektronik malzeme ihtiyacımız olduğunda gitmiştik ilk taşındığım sene. Herkesten o kadar olumsuz şeyler duyuyordum ki açıkçası tedirgindim giderken. Anafartalar Caddesi'ne yakın dükkanlardan alışverişi yaptıktan sonra, Ulus Hal'ine de uğrayıp taze meyve, sebze, balık ıvır zıvırı görünce "eee burası Eminönü gibi yahu" diye tepki vermiştim. Tabi tam olarak değil canım. Yani konsept aynı Eminönü. Aradığın her şeyi bulabildiğin, sebzelerin kendi renginde ve kokusunda olduğu; kuyumcusundan tut kumaşçısına, balık pazarından tut elektronikçisine kadar her şeyin birarada olduğu ve pazarlık yapabildiğin koca bir semt düşün işte. Eski hanların, camilerin, Agustus Tapınağı'nın, Roma Hamamı'nın, Ankara Kalesi'nin varlığı da tarihi değer katıyor. Fakat tabiki de her şeyde olduğu gibi hak ettiği özeni ve değeri göremiyor. Anlam veremediğim bir dışlanmışlık var. İstanbul'daki tarihi semtlere gösterilen özenin %10u gösterilse ihya olurdu burası eminim.


Şu da bir gerçek Ulus'un bağlı olduğu Altındağ Belediyesi değişim için çabalıyor, restorasyon çalışmaları yapıyor. Yıkık dökük binalar Ankara evlerine dönüştürülüyor. Hamamönü, Han restorasyonları, Kaleiçindeki evler ve altyapıdaki tamiratlarla Ulus'un imajı değiştirilmeye çalışılıyor. Temeli güzel fakat açık konuşmak gerekirse şöyle düşünüyorum; ya bizim sandığımız kadar kolay ve hızlı olmuyor bu işler o yüzden küçük alanlarla başladı ya da sadece makyajlanıyor. Çünkü bizim gördüğümüz "turistik" kısım ile arkalarda kalan kısım arasında dağlar kadar fark var. Ben o kısmı ilk defa sevgili Ponti'nin "Yaralı Ankara Kalesi" yazısında görmüştüm. Özünde iyi semt tanısan seversin diyorum ve yine kendimi susturamadığım ön bilgi kısmını bitiriyorum :)


Bakırcılar Çarşısının içinden geçerek Ankara Kalesi'nin girişine ve Çengelhan'a ulaştık, araba ile gidiş oldukça kolay fakat toplu taşıma ile nasıl gidersiniz açıkçası pek fikrim yok. Ulus'un merkezinden yürüyerek çıkabilirsiniz eğer yokuş çıkarım diyorsanız.



Kesinlikle hala sağlam görünen Horosan duvarları ile karşımızda duran Çengelhan oldukça eski bir han. Osmanlı döneminde yakalanan hırsız ve katillerin bu hanın ortasındaki çengelde asıldıkları ve ismini böyle aldığı yazıyor bir kaç kaynakta. Uzun süre depo olarak kullanıldıktan sonra Türkiye'nin 2. sanayi müzesi olarak kullanılmak üzere 2000'lerin başlarında restore edilmiş. Restorasyon sonrası eski dokusunu korumuş olmaları çok sevindirici; yakın zamanlarda restorasyon yapacağım diye eserlerin toki binası misali restore edildiğini gördüğüm için bu konu özellikle ilgimi çekiyor. Müze 3 katlı, içerisinde oyuncaktan, havacılığa, bilimden, tarımdan, tıp ve eczacılığa kadar muazzam bir koleksiyon var. Farklı ilgi alanlarını barındırması; müzeyi kalabalık bir grup ile dahi zevkle gezilebilir hale getirmiş. Kimi objeler süreli sergilenirken; bir çoğu müzeye bağışlanmış cidden tarihi değeri çok yüksek parçalar mevcut.






















































Müze dışında bir çok el işi dükkan ve atölyesi mevcut. Alışveriş odaklı olmadığım için bu sefer es geçtim ama bir sonraki gidişimde sadece o dükkanları gezeceğim. 










Ankara'da ziyaret edilmesi gereken bir kaç noktadan biri artık benim gözümde burası. Dilerseniz müze içerisindeki Divan Brasserie'de karnınızı doyurabilir ya da bir kahve molası verebilirsiniz. Biz oradayken düğün organizasyonu için hazırlanan mekanda, 2 çift de düğün fotoğrafları için bu mekanı tercih etmişlerdi, aklınızda bulunsun Ankaralı'lar :)


"İyi ki" dediğiniz anlarınız bol olsun.


Hamamönü


Kaleiçi


Çengelhan Hatırası

Mini not: Hamamönünde kumda kahve içmeyi, Kaleiç'indeki restore olmuş binalardaki sanat atölyelerine göz atmayı ve Kale'de panoramik fotoğraflar çekmeyi unutmayın :)


Yorumlar

  1. Gerçekten güzel bir müze... Bende İstanbul Hasköy'deki müzesine gitmiştim. En kısa zamanda Ankara'dakine de gitmek istiyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şekilde ilk fırsatta İstanbul'dakini ziyaret edeceğim ben de :) Ki eski işyerime çok yakındı Hasköy'deki müze, önünden geçmişliğim de var, kendime çok kızdım bunu fark edince. Neyse kısmet :)

      Sil
  2. Mervee yaziyi ne zaman yazdigini goremiyorum ama bu gectigimiz haftasonu ben de oradaydim, acaba ayni zamanda mi? :)
    Ben de Pirinchan'i cok severim, hatta daha iki gun once ben de yazmistim kisa bir yazi :D

    Yazin, fotograflarin her zamanki gibi harika!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu an yazılarımda tarih görünmediğini fark ettim desem :) Elif yaa keşke aynı zaman olsaymış ne güzel olurdu tanışmamıza vesile olurdu. Ama sanırım sizden bir hafta önce ordaydık biz. Blog'a kaçak göçek giriyorum iş yoğunluğundan yazını şimdi açtım okuyorum :) Ayrıca çok teşekkür ederim böyle yorumlar alınca çok mutlu oluyorum :))

      Sil

Yorum Gönder

Piece Of Instagram

Piece Of Cake Facebook