Bir Karadeniz Hikayesi : Giresun Kalesi-Kümbet Yaylası-Bektaş Yaylası

Böyle en oksijenlisinden, yeşilin henüz isimlendirilmemiş tonlarını barındıran, biraz duru, biraz da deli bir Karadeniz hikayesi anlatacağım sizlere. Ama ben anlatırken siz benim gördüğüm kadar etkilenemeyeceksiniz. Görmeden siz ben nasıl tasvir ederim ki diye düşünüyorum, bulamıyorum. Belki de benim kelimelerim yetersizdir, suçu hemen sizin orada olmamanıza atmayayım. Bir varmış bir yokmuş da demeyeyim, Hiç yok olmasın hatta gerekirse hiç YOL olmasın.




Şehir ve iş hayatı hatta hayatın kendisi bizi biraz hırpalamışken yıllık iznimizin ilk kısmını Karadeniz'de geçirmeye karar verdik. İzin aldık, çanta hazırladık ve çıktık evden. Şoför Ayman, rehber Mustafa, organizatör Merve.  Gerçi tatil öncesi mini notlar almaktan başka hiç bir şey organize etmedim desem yeridir. Her şehirde kalacak akrabalarımız olduğu için otel-pansiyon vs de ayarlamadık. Arabamızla gittik, en tepe noktalara kadar. Çocukluğumdaki gibi arka koltukta ayaklarımı pencereye dayadım Spice Girls söyledim - tamam itiraf ediyorum zor sığdım!!

İlk durağımız Giresun oldu. Şehir merkezinde Giresun Kalesini sabahın erken saatlerinde kimsecikler uyanmamışken gezdik. Giresuna tepeden baktık. Renkli binalar, yeşil ve deniz biraraya gelir de güzel bir görüntü çıkmaz mı?


















Karadenizi "gezmek" demek şehir merkezinden uzaklaşmak, binaları geride bırakmak, gördüğünüz tek şeyin yeşil ve tonları olması demek, yaylalara çıkmak demek. Sadece "Popüler" yaylalardan bahsetmiyorum ama, adı henüz duyulmamış, henüz yol götürülmemiş, bakir olanlardan bahsediyorum daha çok. Giresun'da henüz o kadar keşfedilmemiş ama yarın bir gün Ayder gibi ticaret merkezi olabileceğini hissettiğim Kümbet Yaylasına doğru yola çıkıyoruz.







Tek kelime ile harika bir görüntü ile karşı karşıyayız. Olduğun yere çöküp izlemek istiyorsun sadece. Birileri ruhuna masaj yapıyor sanki. Derin derin nefes alırken başınız dönebiliyor. Oksijen bu şakası yok. Hava da serin tabi hafif bir ürperti... Henüz tabi çok yeni bu görüntüler beynin için. Sadece büyülenebiliyor.















Üzerimizde sweatshirtlerimiz olmasına rağmen üşüyüp, koşarak arabaya döndüğümüz anı hatırlıyorum. Klimayı sıcağa getirerek ısınmaya çabalamamızı da :) Sis indiği zaman manzara daha da büyülü hale geliyor. Öyle güzel bir sahne ki efektler o kadar gerçek ki...





Yayla merkezinden ekmek alıp onu tırtıklamayı da ihmal etmiyoruz.

Dönerken dönmemek için kendimize bahane arıyoruz. "E Bektaş yaylası da yakın değil miydi buraya?" Oradan Bektaş Yaylasına geçiyoruz.

Rakım yüksek olduğu için artık ağaçlar bizi terk ediyor. Yeşil bir örtü ile Bektaş yaylası karşımızda. Doğu Karadeniz'deki en kalabalık yaylalardan biri olan Bektaş Yaylası, yaz aylarındaki pazarı ile ünlü. Dağlardan toplanmış mantarlar, pestiller, cevizli sucuklar, peynirler tezgahlara dizilmiş. Aman dikkat edin yayla havası pek iştah açıyor!







Akşam eve gidip aldığımız dağ mantarlarını pişirip yiyoruz üzerine de fındık ezmeli kadayıf ile kalori sınırlarını zorluyoruz. Güneşin batışını izlemek sanırım uzun süredir nasip olmamıştı, telaşsızca ertesi günün programını yapmak da... Sanki uzun süredir böyle güzel çay da içmemiştik. Sadece gezmek için sabaha alarm kurmak da ne güzelmiş...



Fotoğraflar : Ayman Şanlıtürk 


*** Diğer Giresun yazısı için Karadeniz Havası Aldım Geldim
  **Tüm Karadeniz yazıları için Karadeniz




Yorumlar

  1. Merve ben hissettim -gibi-
    "Gibi" diyorum çünkü dediğin üzere görmeden-yaşanmadan bilinmesi çok zor.
    Ama yine çok güzel anlatmışsın arkadaşım, ne kadar da ihtiyacımız var böyle güzel yerlere ki sorma!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım arkadaşım aynen gidip görmeden koklamadan çamları, o yağmurda ıslanmadan anlayamıyorsun. Hep bana anlatılırdı Karadeniz, gittiğim zaman hep ne kadar az anlatmışlar burası cennet diyip duruyorum. Hayatı sorguluyorum. Keşke diyorum, sonra tıpış tıpış binalı, avm'li hayatıma dönüyorum...

      Sil
  2. Merve ne güzel yerler...Yeşile doyum olur mu...Bol oksijen...Daha ne olsun ki...İnsanın oralarda kalası gelir....:) Bende geçen sene Osmaniye'nin Bağdaş yaylasına gitmiştim..Bilirim o sisli havayı,
    temmuzda yorganla yatmayı :)) Tadını çıkar...Mutlu gezmeler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güliz ablacım teşekkür ederim :) Yayla havası gibisi yok hele ki şu sıcaklarda çok özlüyorum, gençleşiyor insan sanki ayrı bir enerji geliyor.
      Sevgiler mutlu pazarlar!

      Sil
  3. of of manzaraya bak :) trabzonlu biri olarak yeşil bizim için çok şey demek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeşil başka oralarda insan etkisinden çıkamıyor :) Trabzonda yaşıyorsanız çok şanslısınız :)

      Sil
  4. Yazınız çok hoş olmuş bende yaylaya çıkmak çok isterim çok güzel yerler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Evet çok güzel yerler umarım fırsatınız olur gezersiniz oraları :)

      Sil
  5. WOnderful sea view. Yummy mushrooms!

    http://beautyfollower.blogspot.gr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mushrooms had a bitter taste which I am not very used to, but I like them sauteed with garlic and bell peppers :)

      Sil

Yorum Gönder

Piece Of Instagram

Piece Of Cake Facebook