Roma'da Sendromsuz(!) Bir Pazartesi

Roma ve Vatikan yıllardır görmek için can attığım yerler ve gidiyoruz yoldayız ama bildiğin içim buruk benim. Floransa'ya bir gün daha ayırmadığımıza o kadar üzgünüm ki. Neyse eminim nasıl olsa bir daha geleceğim! Hızlı trenle 1 saat 10 dakika gibi bir sürede Floransa'dan Roma'ya varıyoruz.

Roma çok sıcak ve kalabalık ama tam o sırada günlerden pazartesi olduğunu fark edip "sendrom muu o da neee?" diye kahkahalar atarken bu pozu veriyoruz :





Termini istasyonuna çok yakın otelimiz Hotel Sallustio'ya yürüyoruz. Otel beklentimizin altında ama odaların güzel olacağını düşünerek pozitifliğimizden bir şey kaybetmiyoruz. Heeey ne de olsa o gün sendromsuz bir pazartesi dostum! Sonra görevliler aralarında İtalyanca konuşmaya başlıyorlar. Anlamasak da adamın alnındaki terlerden ötürü bir yusuflama seziyoruz. Arzu ile birbirimize bakıyoruz. İlk o uyanıyor tabiki de (bu hep böyledir, Arzu durumu çakar benim anlayacağım dilden bana anlatır) "Merve bunlar bizim odamızı başkasına vermişler, şimdi de tutuştular diyor" "Yok canım daha neler" diyorum. Adam o sırada "kalabalık bir grup geldi biz sizin odalardan birini başkasına verdik ama size aynı standartlarda arkadaşımın otelinde aynı ücretle oda ayarlıcam" demesin mi? Desin. Arzu ile Merve delirmesin mi? Delirsin. Aylar öncesinden rezervasyon yaptırmışız, o kadar yoldan gelmişiz bize odanızı başkasına verdim diyor. Öfkemize hakim olarak diğer oteli görmek için bir kadın eşliğinde yürüyoruz. Diğer "otel"e vardığımızda kadın bina kapısının ziline basınca, içeri girdiğimizde "değişik tipte" insanların evlerin kapılarının önünü süpürdüğünü görünce bize hafiften geliyorlar. Bildiğin apartman ayol. OF benim yanaklar yine al al tabi ki. Abimin kaşı gözü seyiriyordu  en son baktığımda ona. "Otel"in bulunduğu kata çıkınca yalandan bir resepsiyon ve 3 tane de (içi güzel döşenmişti eyvallah) oda ile karşı karşıya kalıyoruz. Üzüntü ve şaşkınlığın getirdiği kararsızlıkla aramızda konuşup karar vermeye çalışırken o otelin sahibi bize "my time is gold" diyince az önce bizi diğer otelde sakinleştirmeye çalışan abimin içinden ADANALI çıkıyor tabiri caizse. En son aşağı inerken "Benim de zamanım altın ulan" diye dikleniyordu hala. (Ne kadar puanlayabileceğim site varsa hepsinde yazıcam bu olayı bu oteli öyle ki hırs yaptım)

Bir kafede oturalım otel bakalım hem de bir şeyler yeriz diye düşündük. Fakat ben ne yedim ne içtim hiç hatırımda değil. Tek amacım otel bulmaktı o sırada. Son anda otel bulabileceğimizden çok şüpheliydim. Fakat bir sürü otele ulaşınca internet üzerinden bir nebze rahatladık ve dönüp asıl otele saydırmaya. Sol yumruk Mustafa bu iş için biçilmiş kaftandı. O saydırırken ben dışarı çıktım bekledim öyle ki öfkem dindi :)


Gel gelelim biz bu sinir harbinden yaklaşık 15 dakika sonra bizi Roma'da çook güzel misafir eden Hotel Continentale ile tanışmıştık bile. Çalışanların güler yüzü, yeri, odaların temizliği ile bizi kalbimizden vurdu. Roma'ya 10 kere gitsem 10'unda da burada kalırım.




Sonra fiks eşya bırakma+duş yenilenmesinden sonra kendimizi Roma sokaklarına attık. Öncelikli amacımız Roma'da 4 gün kalacağımız için Roma Pass Card almaktı. Otelimize yakın metro durağını kullanacak olmamız, girebildiğimiz her müzeyi ziyaret edecek olmamız sebebi ile bize çok mantıklı bir hareket olarak geldi. Doğru da olmuş. Roma Pass ile hiç sıra beklemeden ve ilk müzemiz olduğu için hiç ücret ödemeden Kolezyum'a girmek o sabahki sıkıntı ve yorgunluğun üzerine ilaç gibi geldi.





Spartacus dizisini ve Crixus'u yaad ederek gezdiğimiz Kolezyum'un yapıldığı zamanları ve tarihini amacını düşündükçe etkileniyorsunuz.Kolezyuma girdikten sonra Roma Forumu'na ücretsiz geçebiliyorsunuz. Bir bilet iki müze yani. Enerjimizi yükseltmeye çalışıyoruz böyle minik olaylar ile. Ama Roma çok sıcak ve çok kalabalık. Turist turistten nefret ediyor. 








Otel meselesi bizim günümüzü böldüğü için 2 müze gezdikten sonra neredeyse akşam olmuştu. Ama gönlümüz de kaldığımız bölgeye dönüp günü orada bitirmeye elvermedi. Zaten Mustafa çoktan daha çok yürümeli bir yer bulmuştu bile gidecek :) Kapı, delik, manzara, Vatikan, tepe kelimelerinden TEPE kelimesini algıladığım için biraz bozulmuş bir şekilde yürümeye başladım.

Aventine Hill güzel bahçeleri binaları ve kapı deliğinden St. Peter katedrali manzarası ile güzel bir yer.




Aslında çekmeye çalıştığımız kare burada ama abimin lensler de dahil hiç birimizinki yeterli gelmedi maalesef. Yolunuz düşerse gezin, görün derim ama mutlaka gidin listesine yazdırmam :)

Metro durağına dönerken de antik hipodrom Circus Maximus'u görebilirsiniz.



Akşam otelimize dönünce hareketli sokağımızın vuhuuu daha da hareketlendiğini gördük. Yellow Bar  Roma'da gördüğümüz en "hareketli" mekanlardan biriydi. Daha çok kanı deli olan ergenlerin takıldığı mekanı gece uyumadan önce otelimizin önündeki banka oturup emekli teyze-amca profilinde izleyip, cık cık cık'ladık. Yaklaşık 10 sene önce öyle değilmişiz gibi :)) 10 dedim ayıp ettim 5 mi desem? Neyse çoğu zaman kendimi 28 yaşında hissettim onlara bakarken ne yalan söyleyim. (normalde hissetmiyorum evet)

Elimizde dondurmalar izlerken barı, bir disko otobüsü geldi mekanın yanına. Film izler gibi izliyoruz. Gençler ellerinde içkileri disko otobüse doğru pıtı pıtı doluştular. Mimiklerimle adeta "kendi kızına sahip çıkamayan ama herkesin kızına dil uzatan" teyzelere benzedim. Üzerine de gidip uyuyarak rolümün hakkını verdim o akşam.




Ergen demişken sağolasıca Papa'nın çağırdığı Alman ortaokul öğrenci grupları HER YERDELERDİ. Sürekli marşlar söyleyerek gezinmeleri de cabası. Yani hepsi 2 katım çocuklara terslenemedim de. Öyle sinir oldum durdum.

Ertesi gün Vatikan günüydü. Erkenden kalktık, Termini yakınlarında kahvaltımızı yaparak başladık güne. Ispanaklı ve peynirli calzoneyi (kapalı pizza) kahvaltı alternatifi olarak not alın. Hem doyurucu hem de hafif. Eğer oteliniz yakın ise Termini çevresi güne başlamak için ideal bir yer, kahvaltınızı yapıp, metro ile gideceğiniz yerlere yakın noktalara ulaşabilirsiniz. 


Metro ile Ottoviano/San Pietro durağında gelip, Ottoviano caddesini geçerek meşhur Piazza San Pietro'ya (Aziz Petrus Meydanı) ulaştık. Fakat önceliğimiz müze olduğu için müze girişine doğru geri döndük. Aslında Cipro durağında insek daha akıllıcaymış. Önceliğiniz müze ise bu durağı seçin. 

Vatikan Müzesi için biletlerimizi bir hafta öncesinden internetten almıştık. Normal girişten 4 euro fazla bir miktar vererek önceden almak yaptığımız en akıllıca şeylerden biriymiş. Bizi zaman ve enerji kayıbından kurtardı. Bir cadde boyu sıra vardı ve inanılmaz sıcaktı. Vatikan müzesi inanılmaz bir hazine. Önceden ayarlayın ve mutlaka gidin. İçeride inanılmaz parçalar, muhteşem tablolar ve heykeller var.




Sistine Şapeli gizli çekim :)
Sistine Şapel'inin tavanına freskleri çizerken Michelangelo'nun boynunun tutulması çok şaşırtmıyor bizi. Muhteşem bir eser. Böyle bir yetenek karşısında cidden büyüleniyorsunuz. Yukarıdaki fotoğrafta meşhur Adem'in Yaratılışı sahnesi var.

Rafaello'nun The School Of Athens tablosu.










Müze gezisi bittikten sonra Aziz Petrus Meydanı'na geri döndük fakat, meydanın kapalı olduğunu gördük. Biz
fark etmemişiz ilk gördüğümüzde ama meydan anlayamadığımız bir sebepten kapatılmıştı. En merak ettiğim meydanlardan biriydi. Biraz buruk geri Roma merkeze döndük.

Roma'da ziyaret edilecek görülecek o kadar meşhur yerler var ki, açıkçası ilk ziyaretimiz olduğu için hiç birini listeden çıkaramadık. 

İspanyol merdivenleri beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da, sevgili Sezen'in blogunda bahsettiği Via della Croce'un buraya yakın olduğunu not defterime bakınca hatırlamam ile biraz daha keyifli bir keşife başladım. Roma'da turist kalabalığından kaçıp şehir keşfi yapabileceğiniz caddelerden biri. 



İspanyol Merdivenlerinin tepesinden yürüyerek önce Villa Borghese sonra Piazza del Popolo'ya giderek şehrin önemli noktalarını da ziyaret ederek o sırada o yorgunlukla çok da önemsemediğim Pantheon'a doğru yürüyoruz. Yalnız altını çizmek istiyorum bu mesafeler aslında hiç de yürüyüş mesafesi değiller ama biz bir kere taktık motoru durduramıyoruz kendimizi. 




Nettuno Çeşmesi
Popolo meydanı ve İkiz Kiliseler
Pantheon'a varınca kendime kızıyorum. 2000 yıllık böyle ihtişamlı bir yapıyı önemsememek ayıp. Kaç yıldır ayakta durduğunu ve temsil ettiği olguyu düşününce önünde saygı ile eğiliyorum. 



Raffaello'nun mezarı



Hayvanlara eziyet edilmese olmaz değil mi? :/


Meşhur Trevi çeşmesi tadilatta olmasına rağmen kalabalıktı ama önündeki platformda insanlar yürüdüğü için fotoğraf çekemedim. Çalışır halini görmeyi isterdim.

Bir gün önce kapısında çok sıra olduğu için bekleyemediğimiz ama bu kadar gezmenin üzerine 2. gün o enerjiyi nasıl bulduğumuzu anlamadığımız o akşam Gelateria La Romana'ya giderek tadını hala unutamadığımız dondurmaları yutuyoruz tabiri caizse.

Unutmadan 2. gün keşfimiz olan Conad süpermarketler zincirinden bahsetmek istiyorum. İçki, makarna ve peynir alışverişi için tercih edilebilir. Uygun fiyatlı hazır mezeleri ve paket sandviçleri ile kurtarıcı olabiliyor ve de Termini İstasyonu'na yakın aklınızda bulunsun.

3. güne yine Kolezyum ve Forum çevresinde başlıyoruz. Forum içerisinde fakat girişi dışarıdan olan Santi Cosma e Damiano kilisesi gerek tarihi gerekse içerisinde bizimle keyifli bir sohbet eden rahibi ile unutamadığımız bir kilise. Roma'daki antik kiliselerden biri olan Cosma e Damiano; Roma Forum'daki Romulus Tapınağı ile kütüphanenin birleştirilmesi ile oluşmuş. Kilise geçmişte doktorlar, cerrahlar ve veterinerler tarafından öğrencilerine ders verebilmek için kullanılmış. Ayrıca bir söyleme göre de hasta insanlar burada uyuyunca rüyalarında hastalıklarına çare olacak şeyi görüyormuş. İstihareye yatmak gibi bir şey oluyor sanırım :) 



Avlularda ciddi bir duruşum vardır.
Avludan girilen bir odanın içerisinde İsa'nın doğumunu tasvir eden maket.
Brother :)
Roma Pass Card ile ziyaret ettiğimiz diğer müze ise Vittorio Emanuele II Abidesi ile Roma Forum'un arasında kalan Capitoline Müzesi oldu. 


Vittorio Emanuele II Abidesi

Ünlü Dişi Kurt heykelinin de burada olması Mustafa'nın müze seçimini etkiledi. Dişi Kurt Heykeli kısa hikayesi ise şöyle ; Roma mitolojisine göre Alba Longa'nın kralı Numitor kardeşi Amulius tarafından tahttan indirilmiş. Ve tehdit olarak görülen torunları Romulus ve Remus da  Tiber nehirine bırakılmış. İki çocuk dişi kurt tarafından büyütülmüş ve sonra Amulius'u öldürerek tekrar dedelerinin tahta çıkmasını sağlamışlar ve Roma imparatorluğunun temelini atmışlar. Efsaneyi temsilen heykel 13. yüzyılda yapılmış. 

Dişi kurt heykeli - Capitoline Müzesi


Capitoline Müzesi'nde çok güzel bir sergiye denk geldik. Michelangelo'nun ölüm yıldönümü kapsamında İtalya'nın dört bir yanından eserlerinin getirildiği bir sergiydi. İtalya'nın en büyük yeteneği diyorum kendisi için. Fotoğraf çekmek yasak olduğu için sergiden hiç fotoğraf yok elimizde.

Metro ile ulaşabileceğiniz diğer bir yer ise Gaius Cestius'un M.Ö. 12. yüzyılda inşa edilmiş olan mezarı Caius Cestius Piramidi. 

Dönüş günü çok yorulmuş da olsak gitmek istemeyen bir tarafımız vardı. 

Ah Roma evet çok güzelsin evet çok değerlisin ama ben tadını tam çıkaramadığımı hissediyorum. Sıcak ve kalabalık beni bir daha asla yazın gelmem diyebilecek kadar bıktırdı. Belki de çok fazla tarihi ya da meşhur yer vardı ziyaret edilecek şehrin keyfine varamadım. Bundan sonraki Roma gezim cidden sadece sokakları keşif, yeme, içme üzerine olacak. Yok ama Pantheon'a uğrarım :)


Çok güzeldi İtalya, bir rüyanın gerçek oluşuydu bizim için.

Unutulmaz bir deneyim ve dostlukların ölümsüzleştiği bir tatildi.



Ne diyordum;

"Toplam 95 km yürüdükten (ciddiyim), 4 hatta 5 şehir gördükten, 10'larca müze gezdikten, tarihe, sanata, gelato ve pizzaya doyduktan sonra tek yorumum şudur : kalbim Floransa'da kaldı..."

Tekrar görüşmek üzere, arrivederci İtalya !




*Abimin blogundaki İtalya yazısı için sizi buraya alayım
** Fotoğraflar için tekrar abime, Arzu'ya, FAİK'e ve Mustafa'ma teşekkür ederim.
***Geziyi nasıl ayarladık, hangi kaynaklardan ve sitelerden yararlandım minik bir teknik yazı yazmaktayım, en kısa zamanda paylaşıcam. Gitmek isteyenlere fikir vermek çok mutlu eder beni! :)

Yorumlar

  1. ay bu yazı da çok güzel olmuş. resimlerde aynı şekilde ama ben fotolara bakarak paris yazını daha çok beğenmiştim sanırım paristen kaynaklı bir durum olsa gerek. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama ama Paris yazısı yok ki Mert :-o floransa mı yoksa? Yoksa başka merve ile mi karıştırdın :( ? :)) hehehe neyse olsun maksat paylaşmak değil mi ?

      Sil
    2. bi dakka ya ben diğer bloggerla karoştırdım. biri de 7-8 günlük bir paris yazı dizisi yayınlıyordu paron. :D evet floransa oalcak. hatta gittimy eninden baktımh em senin yazına hem o yazına kusura bakma. D:

      Sil
    3. sorun değil olur öyle arada :)

      Sil
  2. Benim de çok görmek istediğim bir yer İtalya.Umarım yakınlarda görürüm :) Çok güzel anlatmışsın,teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım en kısa zamanda ayarlayıp, gidip görebilirsiniz. Teşekkür ederim :) Bu arada sizin yazıları okuyorum iş yerinde kaçak göçek bir türlü yorum yazamadım bayıldım!!! Toptan düşüncelerimi ekleyeceğim ilk fırsatta :)

      Sil
  3. Merve belki bir gün bende çıkarım yurt dışına ..çok istiyorum İtalyayı inşallah bir gün..:)) ne güzel gezip, ne güzel eğlenmişsiniz, ne mutlu size..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç beklemediğin bir anda hayallerin gerçekleşir belki de ? En güzelinden en mutlusundan bir gezi nasip olur İtalya'ya ♥♥

      Sil

Yorum Gönder

Piece Of Instagram

Piece Of Cake Facebook