"Tek bir insanı ne çok sayıda etken oluşturuyor! Ne kadar çok şeye bağlı yaşıyoruz, zihinlerimizden, bedenlerimizden, tarihlerimizden, ailelerimizden, şehirlerimizden, ruhlarımızdan ve öğle yemeklerimizden aldığımız ne çok etki var!"
Su gibi hissediyordum kendimi son zamanlarda. Hangi kaba koysan şeklini alıyordum. Dışarıdan garip bir görüntü yok. Ama içeride tüm bu koşuşturmadan ve yaptırımlardan sıkılmış bir ruh var. Vardı! Ne oldu bilmiyorum inan. Biraz uzaklaşmakmış ihtiyacım sanırım. Uçağa bindim ve birden kalbimde pır pır pır oldu, hayallerim geri geldi beyin loblarıma. "Türbülanstandır belki ya" dedim "bu kadar çabuk ne olacak" dedim. Ama yok sihirli bir değnek değdi sanki. Binmeden önce bıdır bıdır laf yetiştiriyordum, ağzımdan ateş çıkıyor. İndik uçaktan pamuk gibiyim. Pamuk şekeri ya da.
Büyükleri ellerinden, küçükleri gözlerinden öpmek için Elazığ'a gittik. Merkezden köye, Hankendi'ye. Hava değişti. İyi geldi.
Bunalırsan eğer rutinden, yaptırımlarla dolu bir listeyi sana "hayatın bu" diye diretiyorlarsa, dinlenmek istediğinde başka bir sorumluluk geliyorsa kucağına bir süre kaçmak iyi geliyor. Asıl sen ne istiyorsun, ona odaklanıyorsun. Minik hedeflerinle bile mutlu olabiliyorken her şeyin "daha iyisine" sürükleyen düzene karşı çıkmak için güç toplaman lazım. Uzaklaşıyorsun usul usul. Uçağa bindiğin anda sen sendesin.
Ben bendeyim. İhtiyacım olan tek şey yeni pencerelermiş. Perdeyi açınca yeni bir yer görmekmiş. Her köşeye başka bakıyorum. Çayı gözümü kapatarak içiyorum. Hissediyorum. Her şey ne kadar sakin. Bir soba sesi var bir de yaprakların hışırtısı. Kaos yok. "Ne yapıyoruz biz kendimize? Değer mi?" diye düşünüyorum. Daha iyisi için sürekli değer mi? Neye göre daha iyisi üstelik? Kime göre? Öyle sakin ki... Bazen çekirdek sesi... Çıt çıt...
Köyün sokaklarında yavaş yavaş yürüyoruz. En son ne zaman böyle yürüdük biz acaba? Hep bir şeylere koşuşturma halindeyiz sanki. Hep bir yerlere, bir şeylere yetişiyoruz. Adımlarımın sesini duyuyorum. Ezan sesi sonra... Bu kadar net duymamıştım ne zamandır.
Evet asıl ihtiyacım olan buymuş ve hissetmişim direk iyileşmiş ruhum uçakta. Olay yerinden uzaklaşıp kendine bakmak ve sadece şükretmek elinde olanlara. Bakmak değil gözle, görmek kalp ile...
Güneş çok erken batıyor ama erken de doğuyor. Ne kadar zor giderse o kadar kolay dönüyor. Umut denen şey böyle anlarda geliyor...
** Başlık "Ye Dua et Sev" kitabından alıntıdır.
Büyükleri ellerinden, küçükleri gözlerinden öpmek için Elazığ'a gittik. Merkezden köye, Hankendi'ye. Hava değişti. İyi geldi.
Bunalırsan eğer rutinden, yaptırımlarla dolu bir listeyi sana "hayatın bu" diye diretiyorlarsa, dinlenmek istediğinde başka bir sorumluluk geliyorsa kucağına bir süre kaçmak iyi geliyor. Asıl sen ne istiyorsun, ona odaklanıyorsun. Minik hedeflerinle bile mutlu olabiliyorken her şeyin "daha iyisine" sürükleyen düzene karşı çıkmak için güç toplaman lazım. Uzaklaşıyorsun usul usul. Uçağa bindiğin anda sen sendesin.
Ben bendeyim. İhtiyacım olan tek şey yeni pencerelermiş. Perdeyi açınca yeni bir yer görmekmiş. Her köşeye başka bakıyorum. Çayı gözümü kapatarak içiyorum. Hissediyorum. Her şey ne kadar sakin. Bir soba sesi var bir de yaprakların hışırtısı. Kaos yok. "Ne yapıyoruz biz kendimize? Değer mi?" diye düşünüyorum. Daha iyisi için sürekli değer mi? Neye göre daha iyisi üstelik? Kime göre? Öyle sakin ki... Bazen çekirdek sesi... Çıt çıt...
Köyün sokaklarında yavaş yavaş yürüyoruz. En son ne zaman böyle yürüdük biz acaba? Hep bir şeylere koşuşturma halindeyiz sanki. Hep bir yerlere, bir şeylere yetişiyoruz. Adımlarımın sesini duyuyorum. Ezan sesi sonra... Bu kadar net duymamıştım ne zamandır.
Evet asıl ihtiyacım olan buymuş ve hissetmişim direk iyileşmiş ruhum uçakta. Olay yerinden uzaklaşıp kendine bakmak ve sadece şükretmek elinde olanlara. Bakmak değil gözle, görmek kalp ile...
Güneş çok erken batıyor ama erken de doğuyor. Ne kadar zor giderse o kadar kolay dönüyor. Umut denen şey böyle anlarda geliyor...
** Başlık "Ye Dua et Sev" kitabından alıntıdır.
Ne muhteşem bir yazı! Yüreğine sağlık... Güzel, sakin, keyiflere günlere ışık tutarcasına :)
YanıtlaSilİstersek bütün ışıklar bizim çikom! Hep daha iyiye inşallah el ele <3
SilŞanslısın ;) Nasıl güzel kareler, hele o kapılar
YanıtlaSilKapıları görünce ufak bir çığlık atmış olabilirim. Deli gelin demesinler bari :)) Güzeldi cidden şanslı hissettim. Şimdiden harika bir cuma diliyorum Patrizia'cım :)
SilSevgili Merve'cim, hepimiz bir şeylere kapılıp gidiyoruz. İçinde bulunduğumuz rutin mi desek, yaşamın kaideleri mi desek. Ne desek bilmiyorum ama, ara ara kendimizi dinlemek-dinleyebilmek en güzeli.
YanıtlaSilEylemsizlik, bazen en güzel eylem oluyor. Sevindim adına, sevgili dost!
Sevgiler...
"Eylemsizlik" ne güzel özetledin be Ersin'im. Çok sağol varol hep! İhtiyacı olan herkes umarım bunu gerçekleştirebilir, ruhu temizleyebilir.
SilSevgiler dostum.
Ne güzel resimler, ne güzel kelimeler..
YanıtlaSilNe çok şey düşündürdü, ne çok şey hissettirdi bana..
Gerçekten yollarda hayat var..
Sokaklarda kaybolurken kendimizi buluyoruz :) Keşke hep vakit ve imkan olsa da gezebilsek. Çok teşekkür ederim güzel yorumun için sevgili Elif :)
Sil