Çekirdek Direniş*

Kış Ankara'da çetin geçiyor. Soğuk, kar, buz eğer ki evde dizinde battaniye elinde kitap ritüeli ile geçmiyorsa; insanın modunu ve enerjisini düşürüyor. Dışarı çıkmak için bahaneler azalıyor. Bu durumlarda çoğunluk kendini AVM'lere atıyor. (Of korkunç! Eğer bir şeyler almam gerekmiyorsa AVM'lere doluşmayı çok manasız buluyorum.  AVM'lerde buluşma mantığını da anlamıyorum. Kalabalık, havasız, negatif enerji yüklü... 2 damla üşürüm, 3 titrerim yine dışarıda bir yerde buluşurum bin kat iyi !Nefretimi de kustum devam edebilirim)

Şuna karar verdim ki; bu mevsimde güzel bir oyun izleyip ya da bir sergi gezip sonra üzerine de güzel bir şeyler içmenin vereceği keyifi emin olun başka bir aktivitede bulamayacaksınız (en azından Ankara'da)

Gelgelelim o oyun senin, bu resital benim, şu müzikal de onun olsun gibi bir yaşam formum yok. Ama özellikle bale resitallerine gittiğimde (evet balerin olmak istemiştim olamadım dostum lanet olsun tamam mı?) kendimden geçerim. Çıktığımda tebrik kabul edecek kıvama gelirim.

Şanslıyım ki bu düşüncelerime birebir katılan yakın arkadaşlarım var. 4 saati bir yerde oturup dedikodu yaparak geçireceğimize; 1 - 2 saatini sergi gezerek ya da bir oyuna giderek geri kalan 2 saatte dedikodu yaparak geçirmeye karar verdik :) (of çok mantıklı ya) (öyle bakma dedikodu da başlı başına terapidir sevgili takipçi)





Bir akşam iş çıkışı kendimizi programladık  ve TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi'nin  "Direniş" konulu sergisine gittik. Haftalarca insanlara anlatmak istediğimiz, hala da izlerini üzerimizde taşıdığımız bir oluşumun konu edildiği bir sergi olması başlıca gitme sebebimizdi aslında, sanat aşkımız ikinci sıraya düşüverdi.

Yanan Canlar...  

Biz sıradan insanlar dahi "üç beş ağacın" yarattığı akımdan bu kadar etkilenmişken, sanatçıların bu konuda tepkisiz kalabilmesi çok zor. Şarkı uyarlamaları, illüstrasyonlar, fotoğraf sergileri derken resim ve plastik sanatlar da bu akımdan nasibini almış. Hep düşünüp dile getirmediğim sözü bu sergi ile birlikte sesli dile getirebildim. Sanat kesinlikle toplum için. Bu toplumsal akımın, olayların; sanatın önüne geçip bizi sergiye çekmesi de bunun kanıtıdır.

AĞAÇ KALE-M (2013) Serhat&Nilgün Celep
Kale gibi durmakta yola karşı, bir kalem gibi güçlü, bir kale kadar dayanıklı 


ODTÜ'de devam eden yol çalışmaları sebebi ile kesilen ağaçlara ithafen yapılan bu çalışma çok hoşuma gitti. Üzerindeki yazıda kalemlerin hammaddesi geri dönüşebilir olduğunu ve bir tek ağacın dahi zarar görmediği yazıyor.

Direnen Çapulculara Destek (2013) Cemalettin Erol 


Çekirdek Direniş (2013) Ayşe Ege Yıldırım


Kişisel fikrime gelirsek; çok daha fazla eser derlenebilirdi, ya da çok etkilendiğim, birebir içinde olduğum bir akımın konu edilmesi bendeki beklentiyi artırmış da olabilir. Sanırım beklentilerimi evde bırakıp gitmem lazım oyunlara, sergilere... Ama genel anlamda etkileyen eserler var, gidip görülmeli diyorum.

Sergiyi 30 Aralığa kadar Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde ziyaret edebilirsiniz.

Sanata doymalı, kibar yağan karlı, kahveli&çaylı&sıcak şaraplı bir kış diliyorum hepimize.

Sevgilerle

Merve

*  Başlığı son eserin ismi ile değiştirdim, yazıyı yazdıktan sonra yüz kere okuduğum için bu başlığı daha anlamlı buldum.

Yorumlar

  1. Dedikodunun azı terapi çoğu karın ağrısı ;) Ayrıca sanat herkes için güzel :) Ve itiraf ediyorum ben de artistik buz pateni yapmak isterdim... ama kakaolu kek yerken izlemek daha eğlenceli geldi ( tabii.. sırf bu yüzden bir marrina anissina olamadım :P )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahahha gece gece iyi güldüm :D şunu da eklemeliyim ki dostum : sanat üzerine insan gibi yemek lazımmış, misal salata ne bilim kepekli sandviç :)) Tam olamadık, ama olacaz <3

      Sil
    2. öyle her şey bir seferde olmuyor! sanatçı kişiliğimizin doğuş sancılarıydı o yaşadığımız dostum hahaha

      Sil

Yorum Gönder

Piece Of Instagram

Piece Of Cake Facebook