24 Saat Az Geliyor ?



Beni mutlu eden bir sürü uğraşım var, çok güzel vakit geçirdiğim arkadaşlarım var, istediğim an istediğim bir çok aktiviteye katılabilecek imkanım ve sağlığım var (çok şükür) fakat sevgili takipçi beni bıraksan ben tüm gün kalkmadan kitap okurum. Arada bir bardak su ver, ekmeğin arasına peynir koy ver. Öyle okurum da okurum.


Hep zaman azlığından yakınıyoruz ama cidden düşününce vakit yaratabilmek biraz da insanın elinde. Misal ben, eğer beni eğlendirecek bir program yoksa (2 tane var zaten hepi topu) tv izlemiyorum, dizi kovalamıyorum, hele hele aşklı entrikalı dizileri izleyemiyorum. "Biz çok kaliteli zaman geçiriyoruz, çok enteliz biz. Iyy Türk dizileri iğreaaanç" demiyorum asla. Artık ben öyle dizileri izleyemiyorum, darlanıyorum, bir gün dişlerimi sıkarken kaybetmekten korkuyorum. Yoksa zamanında abim askerdeyken kedimiz Mercimek'le meyveli yoğurt yiyerek ve yorum yaparak gelmiş geçmiş en entrikalı pis dizi Aşk-ı Memnu'yu izliyordum. O günlerde dışarı çıkmıyordum. Düşün. Öğrencilik hayatım zaten Flash Tv gerçek kesitleri ve Seda Sayan programları ile geçti. Bu konuda entel dantel takılacak en son insanım belki de :)

Ne diyordum heh Mustafa da çok önemli olmadıkça maç kovalamıyor, oh mis ya film izliyoruz ya da ben kitap okuyorum, Mustafa memleketi kurtarıyor ya da daha zahmetli bir yemek yapıp yiyebiliyoruz. Diyeceğim şu ki önceliklerinizi belirlerseniz kesinlikle zaman yaratabiliyorsunuz kendinize. Şikayet etmekten vazgeçelim harekete geçelim!


Kitaptan bahsetmem gerekiyor farkındayım yine bir sürü laf kalabalığı yaptım :)  Güzel ülkemde kitap zevklerinin TV'deki dizilere göre belirleniyor maalesef. Kitapçılardan içeri giriyorsunuz önce bu kitapları görüyorsunuz. Tozlu raflardan çıkıp birden "best seller" olmuşlar, popüler olmuşlar. Tabi unutulmasınlar okunsunlar ama edebi değeriyle hatırlansın, şaşalı dizi oyuncuları ile değil.

-Biri beni sustursun-

Tamam geldim asıl konuya, kurunun yanında yaş da yanmasın, sırf popüler diye hepsini bir tutmadım; tüm önyargımı  bir köşeye bırakıp "Beyoğlu'nun En Güzel Abisi" ni aldım sevgili takipçi.




Sıradan bir polisiye beklemiyordum evet ama konu "Gezi Ruhu" ile birleşince sanırım, ben okurken yine bütünleştim kitapla. Çok okuduğum bir tür olmayan polisiye türü için belki de hafif kalıyor, yorum yapamayacağım bu konuda ama akıcı olduğunu söyleyebilirim. "Başkomser Nevzat" karakterinin olduğu diğer kitaplarını okuyanlar benim gibi düşünmemiş pek zayıf bulmuş. Ama ben bu kitapla tanıştım kendisi ile, ve memnun oldum :) Belki de benim Dan Brown'un Cehennem kitabını okurken düşündüklerimi düşünmüş olabilirler "Bu adam bir sürü kitap yazsın hep yazsın ama artık Robert Langdon'ı kullanmasın". Kim bilir? Sonunu sanki tahmin ediyorum gibi hissettiğim yerler oldu kitapta, tadı kaçmasın diye attım kafamdan tahminlerimi, fakat son tahminim doğru çıktı :)

Kitaptan hoşuma giden bir kaç kısmı sizinle paylaşmak istiyorum;

"En çok da böyle yorgun düştüğüm anlarda ortaya çıkardı acı hatıralar..."

"Kaybetmeye alıştıkça daha çok özgürleşiyor insan."

"İşte o anda duydum sesi. Uğultu gibiydi, evet, ağaçlardan geliyordu...
...uğultu giderek netleşti, bir kız çocuğunun incecik sesine dönüştü.  Ardı ardına isimler sıralamaya başladı. 'Ali İsmail, Abdullah, Mehmet, Ethem,Mustafa'
Bir ilahi, bir tekerleme gibi...
'Ali İsmail, Abdullah, Mehmet, Ethem, Mustafa' "

"Fakat çocuklar... Bu sokakların isimsiz hayaletleri, hepimizin ortak günahı olan o sahipsiz çocuklar..."

"Aşk, hayatı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır."

Özel Not: 28  yaşındayım sanırım 4. kez oy kullanacağım. Hiç bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyoum... Yarın hiç bir şey yapmadan televizyondan sonuçları izleyeceğim. Farkındaysanız iş yerel seçimi çoktan aştı gitti, önemli hale geldi.

Nasıl yönetilmeyi arzuluyorsan ona göre  #oyver !

Yorumlar

Piece Of Instagram

Piece Of Cake Facebook