"Hayal" İle Hayat Arasında Bir Yerde

Bir dönem anlamadan, bütünleşmeden okuyordum kitapları söylemiştim size de. Sadece kafam dağılsın, bir saat iki saat okuduklarım meşgul etsin beynimi, kalbimi. Başarabildim mi ? Pek sayılmaz. Hem benim duygularım hem kitaplar karmakarışık oldu. Kitaplara yazık oldu gitti. Bir gün dönüp bir kaçını tekrar okuyabilirim bile o kadar uçtu gitti hepsi aklımdan...

Neyse artık yavaş yavaş eski tempoma dönüyorum okumak konusunda. Okuyacak vaktim olmasa bile hep çantamda gezdirmek istiyorum. Uykudan bayılacak olsam da en azından 4-5 sayfa okuyorum. Demiştim benim bıkmayacağım ve beni terk etmeyecek (sağlığım el verdikçe) yegane hobim. Peçete uçar dikiş kaçar ama kitap kalır...

Ayşe Kulin'i uzun süredir ihmal ettim ben. Kitaplığımda en çok kitabı bulunan yazarlardan biri oysa ki. Son bir kaç senedir nedense yok saymışım. Çok üst üste mi okudum ara verdim kendimce bilemiyorum ama otobiyografisi "Hayal"i okurken onun kelimelerini, bakış açısını özlediğimi hissettim.





Gerçek olaylar ile hayali kahramanlarını çok güzel harmanlayıp hikayeleştirmesi, sizi o zamanlara götürmesi, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir sürü romana imza attı. Cidden bir sürü olumsuz eleştiriye rağmen hep sevdim. Çok satan yazarlara (hak eden var eyvallah) yapılan acımasız eleştirilerin hiç birini hak etmedi, ama umursamadı hep yazmaya devam etti. Hayal'de yazar olma hayalinin peşinden nasıl gittiğini öğrenerek, özel hayatından minik minik detaylar ile onu iyice tanıyoruz. Kendisi ile barışık, geçmişi, hataları ile alay edebilen, gülebilen insanları severim. Hatalarını, başına gelen talihsizliklerini okurken gülümsetebilmesi kitabı sevmeme; her türlü olumsuzluğa rağmen hayallerinden vazgeçmemesi, hayata karşı duruşu, mücadelesi Kulin'i daha çok sevmeme sebep oldu. Hayatı kendi doğruları ile yaşıyor, güçlü, yetenekli, anne, evlat, vicdanlı...





Buraya kadar gayet iyi. Taa ki kendini fazla "açıklamaya" başlayana kadar! Gerek basında, gerekse kişisel ilişkilerinde yanlış anlaşıldığı ne kadar olay varsa hepsi için günah çıkarmış, hepsi için tek tek açıklama yapmış. "Ya aslında böyleydi de böyle anlaşıldı, tüh vah cık cık" tarzı hiç ona yakışmadı. O anda sinirlendim. "Bırak yahu ne düşünürlerse düşünsünler işte seni bilen biliyor" Hani hatalarla barışıktık? Hani kim ne düşünürse düşünsün biz yolumuza bakacaktık? Yapmadığınız şeylerden dolayı yargılanmak tabiki de hiç hoş değil. Fakat bir kaç sayfa önceki Ayşe Kulin gitti yerine bambaşka biri geldi, o umursamazlığı hoşuma gitmişti oysa ki. Kimseye kulak asmaması ilham vermişti. Tam alıcaktım gazı Ayşe naptın :(

Amaaa en nihayetinde kendi kitabında; kendi hayatını istediği gibi anlatıyor. Hayallerini ve ötesini... Kime ne? Değil mi?

Hayallerimize bir adım daha yaklaştığımız bir haftasonu olsun. Ne bileyim bir mucize olsun. Sayısal çıksın ben hayallerime koşayım... Autocad'e nanik yapayım...

Yorumlar

  1. Kimseye aldırmadan, kendi doğrularınla yaşayabilmek altından kalkmakta zaman zaman zorlandığım, güç isteyen bir meziyet. Fakat ne olursa olsun o umursamazlık ve özgürlük hissi daha da güç veriyor insana bütün bir toplumla başedebilmek için.

    Ayşe Kulin'î senin kadar tanımıyorum fakat ben de üzüldüm alışılan tavrını bozmasına. Çünkü kendi doğrularını savunabilen çok ama çok az kişi kaldı...

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendisini anlatırken kitabın başından itibaren kimseleri umursamaz tavrı vardı sonra hop birden yanlış anlaşıldığı her şeyi açıklamaya başlayınca noluyor yahu tepkisi verdim. Kendi doğrularını açık açık söylemekten aciz o kadar insan var ki, Ayşe Kulin'in bu insanlar yanında sözü edilmez :) Ama kitabı okumalısın bence, eğlenceli renkli bir otobiyografi, sıkmaz :) Şimdiden mutlu pazarlar Ponticim :)

      Sil

Yorum Gönder

Piece Of Instagram

Piece Of Cake Facebook